Koca bir âlemde ancak kalbimi mekân bildim. Artık bostanlarda bile koklayacak çiçek bulamıyorum. Çiğdemlerin, orkidelerin şarkısı eskisi gibi değil; dinleyemiyorum. Kurtlar artık kuzuları yemiyor. Çünkü artık kuzular kurtlar gibi giyiniyor. Güneş bile vasfını kaybetmek üzere, Allah korumasa. Ilık yağmurlar, kendini vahşice öldüren bir kavim üzerine yağıyor. Bazı şeyler kutsaldır; kutsal olan gizemini yitirmez. Ancak o da bürünecek bir kıyafet arıyor. Tomurcuklar neşeyle kasvetli sabahlara uyanıyor. Bilgisizce cehaletin ortasında doğuyor. İhtiyar kökler zikirle, fikirle şad olurken; uzayan dallar, kaygının elemiyle yapraklarına ağlıyor. Kahır ve kırgınlıkla ummanlarda kuruyor. Sisli bir gecede sevgilisini arayanı gördün mü? Kendisiyle sabah ikindi yağmurları gibi çekişeni? Denizlerin üzerinde deva arayanı, dalmadan içine... Açık mavi gökyüzünde siyah maske takan bulutu? Onlar güneşin kızıl ellerinden tutmuyor... Pembe yağmurları, şeffaf ormanları gördün mü? Onları idra...
Siz bizi bir görseydiniz rahmet tepelerinde, aşk kadehlerini elsiz parmaksız nasıl sunduğumuzu.. M.İbni Arabi