Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dildâde

Yetti, hun olduğum al şaraplı bardakta. Bir katredir evren, senin şehla bakışında. Yol sormak, klavuza suç mu? Bu dehşetli arazide, yapayalnız kalmak yetti. Gidersen, burkulur yüreğim. Yetti, kan oldu yüreğim, tuzağına düştüm. Gam dolu bir gönülle ancak ben Gürlerim, yıldırımlar gibi; aşka nankörlük edemem. Bir çığlıktı engin dağlarda, yüreğim hiç susmadı. Bir çığ gibi döküldüm; yüreğimi harladın. Yetti, esmer kumruların sükûtu, cilvesi. Mertebesi yücedir o lale yanakların. Yaseminlerle çektiğin sınıra, Aşırı giderek sarhoş rüzgarlar göndersem. Yetti artık, dokunsam taç yapraklarına, Buseler kondursam süeda mizacına. Kalbimin hürriyetini sattım kahr eden şafağa. Şefkat madenine doğru yol almak suç mu? Bahtiyar değilim şimdi. Süslenmiş gerdanına haleler çizmek suç mu? Yetti, gam dolu bir gönülle ancak ben Gürlerim, yıldırımlar gibi; aşka nankörlük edemem. dildâde Muş, 13/01/2026 00.40

Aşk Ülkesi (Şiir)

Göğsünde kalp yerine alevli bir kor taşıyan insanın istediği serinliği istiyorum. Açılmış ufukları seyreden çiçekler gibi açılmak istiyorum. Bu dünyada eriyen bedenimi, diğer dünyada ruhumla uyandırmak istiyorum. Vahim hâlime bir çare, çile ardından bir çare istiyorum. Sevgili mihribandır; ben ise esef rüzgârı. Saadetli günlerime kast eylemişim. Şimdi kederinden ölüp dirilen birini görmek istersen, İşte, işte şurada inlemektedir. Görmek istersen güneşin yakıcı ışınları altında, dağ dağ yaralanmış şu kişiyi; İşte o, gerçek bir âşıktır. Aşkın sanatında söz yoktur; sükût vardır. Kat kat olmuş işkenceye, belki birkaç sedef, billur vardır. Verirse elini mahbub, âmik bir biat vardır. Kalbimdeki mührü kaldırıp feyzinle süslemek istiyorum. Rüzgârla, toprakla savrulup kâinatın damarlarında gezinmek istiyorum. Bed, siyah şeytandan kurtulup dolunay gibi ziyalı olmak istiyorum. Her an parlamakta olan tecelline karşı nefsimi izale etmek istiyorum. Bütün hırslarımı giderip bahçenle yetin...