Ana içeriğe atla

Aşk Ülkesi (Şiir)


Göğsünde kalp yerine alevli bir kor taşıyan insanın istediği serinliği istiyorum.

Açılmış ufukları seyreden çiçekler gibi açılmak istiyorum.

Bu dünyada eriyen bedenimi, diğer dünyada ruhumla uyandırmak istiyorum.

Vahim hâlime bir çare, çile ardından bir çare istiyorum.

Sevgili mihribandır; ben ise esef rüzgârı.

Saadetli günlerime kast eylemişim.
Şimdi kederinden ölüp dirilen birini görmek istersen,
İşte, işte şurada inlemektedir.

Görmek istersen güneşin yakıcı ışınları altında,
dağ dağ yaralanmış şu kişiyi;
İşte o, gerçek bir âşıktır.

Aşkın sanatında söz yoktur; sükût vardır.
Kat kat olmuş işkenceye, belki birkaç sedef, billur vardır.

Verirse elini mahbub, âmik bir biat vardır.

Kalbimdeki mührü kaldırıp feyzinle süslemek istiyorum.

Rüzgârla, toprakla savrulup kâinatın damarlarında gezinmek istiyorum.

Bed, siyah şeytandan kurtulup dolunay gibi ziyalı olmak istiyorum.

Her an parlamakta olan tecelline karşı nefsimi izale etmek istiyorum.

Bütün hırslarımı giderip bahçenle yetinmek istiyorum.

Ben sarhoşum; hezeyanlarıma bakıp heyhât demeyin;
Çünkü bu dil, sâkinin elinden lütuf suyu içmiştir.

Sıla hasreti çektim; artık vefa istiyorum.

Görse hak âşıkları dilberi,
bütün ye’s kılıçlarını pare pare ederler.
Hele bir görseler hak âşıkları aşk ülkesini,
bırakıp fânî lezzetleri,
inci köşklerine dalarlar.

dildâde
Muş, 01/01/2026
23.52


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜLGİLLERDEN (ŞİİR)

İndi yağmurlar kemiklerine, hüznümün. Çehresi soluk, kansere yakalanmış çiçeklerim. Ümidin ortadan ikiye yarılışı, yer ve gök gibi. Bileklerimden tut ve ellerimi okşa, sevgili. Yeter, ahzanın defterleri tarumar edişi. Kaybettiğin sevgi dolu yürekleri kabristanda. İnanmam artık, şuh atların dolu dizgin koştuğuna. Fırtınalar yön değiştirdi; yetiş, sevgili. Gidişin, sana elemli bir nedamet yaşattıysa, Duy sesimi; inleyiş içindedir çiçeklerim. Fezaya anlatsam zulümlerini Göğsümde bir bölge çürümek üzeredir; yetiş. Pek sürmez, dedi saadeti aşk ikliminin. Biliyorum, hayat sade ve tekdüze değil. Soğuk ve ıssız bir gecede Isınmak için sana geldim; inan, yalan değil. Böldü uykularımı, bulutların huzursuzluğu. Dün, bugünden o kadar uzak ki; ne dehşet! Çünkü hayalinin dumanıyla sersem gibiyim. Hayalinle yaşamak ne mümkün; suretini bahşet. İlkbahardı; buselik yanaklarınla gülüyordun. Aşka öyle benziyordun ki, bütün duygular eriyordu. Beni aşıklıkta yenebilecek hangi güç var? Söyle: ker...

Yüreğimi sana hasrettim(Şiir)

"Bu şiiri, efsane prens dizisi oyuncusu Jumoong’u arayan kadının ‘Yesoya’ anısına yazdım; eşini ararken duyduğu esef duygularını yansıtmaya çalıştım.” Dalgın dalgın dolaştım şehirlerde; yoksun diye parelendi dağlar feryat figan. Bir muamma içreyim denizlerde; aksın diye narelendi yüreğim, neredesin? Kupkuru soğukta adını ilân ettim; kerem edip yolunu gösteren olmadı. Sırrı ayan eder diye bir arslanı takip ettim; yükseklerde mi uçar haberin, neredesin? Gül kokusu sürünüyordu genç kadınlar, kapıda işten dönen kocalarını bekleyerek. Bırakın yitiği olan kadınlar ağlasınlar; hançerlere mi değdi kanın, neredesin? Felaketler vahim hâlime aşkı getirdi; saba rüzgârı hani hafifti, hüznü getirdi. Her sabah böyle mi başlayacak sancılar? Set mi çektin gözlerime, neredesin? Duydum ki neşeni başka yâre vermişsin; aşk meydanında bensiz yenilmişsin. Görkemli bir düğün hazırlatmışsın; doğuda ölüm var, güneş doğmuyor… neredesin? dildâde  Muş, 26/09/2025

Aşkına sitem göğsüme düğüm(şiir)

Sazende her vuruşunda sazın tellerine, Göğsümde hayaller titreşir. Neyzen her üfürüşünde neye, İçimden ben düşerim; Olmadık kelimelere, gereksiz boş hecelere. Beni hiç anlama... Yay kasnak değil, nakış işlenen. Gerdikçe hedefe kilitlenir. Ok arşe değil; ne sestir ne aheng. Fırlatırsan kanatır, incitir. Beyhude incinir duygularım. Beni hiç anlama... Bir çeşit feryat ki göklerde saklanır; Ne ormanda ara ne mağarada. Yerden yükselen âhlar göklerde birikir. Sanma ki bir topuz darbesi kadar hafiftir; Şekilsiz, sûretsiz olduğunu sanma! Şayet meyledeceksen bu saatten sonra Beni hiç anlama... Farklı ırklardan ordular gelse beni ezemez. Bir kere göz ucuyla bakmıştın ya hani, İşte o zaman ölmüştüm! Ölmüştüm; aşkının zehrini emmiştim. Paramparça olan kalbim bir bütün hâlinde doğmuştu oysa. Beni hiç anlama... Beni şarapla baş başa bırak! Hüznün kanlı atını saldın üzerime. Ah vah edip de hâlime ağlama! Çünkü mızrak yarası derindir. Bunu ifşa et âleme; sakın sır olarak saklama! Delik deş...