Göğsünde kalp yerine alevli bir kor taşıyan insanın istediği serinliği istiyorum.
Açılmış ufukları seyreden çiçekler gibi açılmak istiyorum.
Bu dünyada eriyen bedenimi, diğer dünyada ruhumla uyandırmak istiyorum.
Vahim hâlime bir çare, çile ardından bir çare istiyorum.
Sevgili mihribandır; ben ise esef rüzgârı.
Saadetli günlerime kast eylemişim.
Şimdi kederinden ölüp dirilen birini görmek istersen,
İşte, işte şurada inlemektedir.
Görmek istersen güneşin yakıcı ışınları altında,
dağ dağ yaralanmış şu kişiyi;
İşte o, gerçek bir âşıktır.
Aşkın sanatında söz yoktur; sükût vardır.
Kat kat olmuş işkenceye, belki birkaç sedef, billur vardır.
Verirse elini mahbub, âmik bir biat vardır.
Kalbimdeki mührü kaldırıp feyzinle süslemek istiyorum.
Rüzgârla, toprakla savrulup kâinatın damarlarında gezinmek istiyorum.
Bed, siyah şeytandan kurtulup dolunay gibi ziyalı olmak istiyorum.
Her an parlamakta olan tecelline karşı nefsimi izale etmek istiyorum.
Bütün hırslarımı giderip bahçenle yetinmek istiyorum.
Ben sarhoşum; hezeyanlarıma bakıp heyhât demeyin;
Çünkü bu dil, sâkinin elinden lütuf suyu içmiştir.
Sıla hasreti çektim; artık vefa istiyorum.
Görse hak âşıkları dilberi,
bütün ye’s kılıçlarını pare pare ederler.
Hele bir görseler hak âşıkları aşk ülkesini,
bırakıp fânî lezzetleri,
inci köşklerine dalarlar.
dildâde
Muş, 01/01/2026
23.52
Ey Aṣk!
YanıtlaSilEy aşkın elinden...
Sil