Hüsnündeki fitne basiretimi açtı, Şimdi diyebilirler mi: “O bir yoksul, o kimsesiz.” Kâmetini gören iki göz işkencededir, Bâtınını gören ise karamsarlığı unutur. Şaşkınım ben, bedbaht bir beşerim; Nerede ey azizler, beşâreti sevgilimin? Yıktığın o dağları kaldırmaya muktedir değilim, Bir busenle ölür, sonra dirilirim. Ben elmas değilim, maden sensin; İçimde biraz arzu varsa o da sendendir. Ben hüsn değilim, güzellik sensin; Çorak topraklar gibi yarık dudaklarım. Ben toprağım, hazine sensin; Bir çöl kadar susuzdur aşkım. Bir lütuf, bir armağansın; Ne zaman hilâle baksam gümüşsü tenin beliriverir. Aydınlık çehrene bürünen yıldızlar var, Kirpiğinin karası içimdeki gece. Ve gözlerin anlaşılması zor bir bilmece; Haykırdım, sonsuzluk işitsin sesimi. Gözlerin elâydı, belki amber çiçeği; Ben seninle sarmaş dolaş gezsem kevn ü mekânı. Unutsam şebâbımın en hazin gecesini, Lâl dudağından içsem aşkın şerbetini. Diline değen balı kıskanırım, ...
Siz bizi bir görseydiniz rahmet tepelerinde, aşk kadehlerini elsiz parmaksız nasıl sunduğumuzu.. M.İbni Arabi