Ana içeriğe atla

ŞEYDÂ (ŞİİR)


Hüsnündeki fitne basiretimi açtı,
Şimdi diyebilirler mi: “O bir yoksul, o kimsesiz.”

Kâmetini gören iki göz işkencededir,
Bâtınını gören ise karamsarlığı unutur.

Şaşkınım ben, bedbaht bir beşerim;
Nerede ey azizler, beşâreti sevgilimin?

Yıktığın o dağları kaldırmaya muktedir değilim,
Bir busenle ölür, sonra dirilirim.

Ben elmas değilim, maden sensin;
İçimde biraz arzu varsa o da sendendir.

Ben hüsn değilim, güzellik sensin;
Çorak topraklar gibi yarık dudaklarım.

Ben toprağım, hazine sensin;
Bir çöl kadar susuzdur aşkım.

Bir lütuf, bir armağansın;
Ne zaman hilâle baksam gümüşsü tenin beliriverir.

Aydınlık çehrene bürünen yıldızlar var,
Kirpiğinin karası içimdeki gece.

Ve gözlerin anlaşılması zor bir bilmece;
Haykırdım, sonsuzluk işitsin sesimi.

Gözlerin elâydı, belki amber çiçeği;
Ben seninle sarmaş dolaş gezsem kevn ü mekânı.

Unutsam şebâbımın en hazin gecesini,
Lâl dudağından içsem aşkın şerbetini.

Diline değen balı kıskanırım,
Kıskanırım ayaklarının değdiği köprüleri.

Yüksek bir bahâya sattım uykularımı;
Pür-neşe değilim, bölük pörçük düşlerle.

Yasemin tenine bir meltem eyledi hûbûb,
Sen baştan aşağı nizamsın, nedendir bu hucûb?

En zalim heykelleri yıktım sen gönlüme düştüğünde,
Sen ölümsüzsün, bense rüsvâ, âlemler önünde.

Muş, 17/05/2026
Rukiye Suna – Dildâde

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜLGİLLERDEN (ŞİİR)

İndi yağmurlar kemiklerine, hüznümün. Çehresi soluk, kansere yakalanmış çiçeklerim. Ümidin ortadan ikiye yarılışı, yer ve gök gibi. Bileklerimden tut ve ellerimi okşa, sevgili. Yeter, ahzanın defterleri tarumar edişi. Kaybettiğin sevgi dolu yürekleri kabristanda. İnanmam artık, şuh atların dolu dizgin koştuğuna. Fırtınalar yön değiştirdi; yetiş, sevgili. Gidişin, sana elemli bir nedamet yaşattıysa, Duy sesimi; inleyiş içindedir çiçeklerim. Fezaya anlatsam zulümlerini Göğsümde bir bölge çürümek üzeredir; yetiş. Pek sürmez, dedi saadeti aşk ikliminin. Biliyorum, hayat sade ve tekdüze değil. Soğuk ve ıssız bir gecede Isınmak için sana geldim; inan, yalan değil. Böldü uykularımı, bulutların huzursuzluğu. Dün, bugünden o kadar uzak ki; ne dehşet! Çünkü hayalinin dumanıyla sersem gibiyim. Hayalinle yaşamak ne mümkün; suretini bahşet. İlkbahardı; buselik yanaklarınla gülüyordun. Aşka öyle benziyordun ki, bütün duygular eriyordu. Beni aşıklıkta yenebilecek hangi güç var? Söyle: ker...

Yüreğimi sana hasrettim(Şiir)

"Bu şiiri, efsane prens dizisi oyuncusu Jumoong’u arayan kadının ‘Yesoya’ anısına yazdım; eşini ararken duyduğu esef duygularını yansıtmaya çalıştım.” Dalgın dalgın dolaştım şehirlerde; yoksun diye parelendi dağlar feryat figan. Bir muamma içreyim denizlerde; aksın diye narelendi yüreğim, neredesin? Kupkuru soğukta adını ilân ettim; kerem edip yolunu gösteren olmadı. Sırrı ayan eder diye bir arslanı takip ettim; yükseklerde mi uçar haberin, neredesin? Gül kokusu sürünüyordu genç kadınlar, kapıda işten dönen kocalarını bekleyerek. Bırakın yitiği olan kadınlar ağlasınlar; hançerlere mi değdi kanın, neredesin? Felaketler vahim hâlime aşkı getirdi; saba rüzgârı hani hafifti, hüznü getirdi. Her sabah böyle mi başlayacak sancılar? Set mi çektin gözlerime, neredesin? Duydum ki neşeni başka yâre vermişsin; aşk meydanında bensiz yenilmişsin. Görkemli bir düğün hazırlatmışsın; doğuda ölüm var, güneş doğmuyor… neredesin? dildâde  Muş, 26/09/2025

Aşkına sitem göğsüme düğüm(şiir)

Sazende her vuruşunda sazın tellerine, Göğsümde hayaller titreşir. Neyzen her üfürüşünde neye, İçimden ben düşerim; Olmadık kelimelere, gereksiz boş hecelere. Beni hiç anlama... Yay kasnak değil, nakış işlenen. Gerdikçe hedefe kilitlenir. Ok arşe değil; ne sestir ne aheng. Fırlatırsan kanatır, incitir. Beyhude incinir duygularım. Beni hiç anlama... Bir çeşit feryat ki göklerde saklanır; Ne ormanda ara ne mağarada. Yerden yükselen âhlar göklerde birikir. Sanma ki bir topuz darbesi kadar hafiftir; Şekilsiz, sûretsiz olduğunu sanma! Şayet meyledeceksen bu saatten sonra Beni hiç anlama... Farklı ırklardan ordular gelse beni ezemez. Bir kere göz ucuyla bakmıştın ya hani, İşte o zaman ölmüştüm! Ölmüştüm; aşkının zehrini emmiştim. Paramparça olan kalbim bir bütün hâlinde doğmuştu oysa. Beni hiç anlama... Beni şarapla baş başa bırak! Hüznün kanlı atını saldın üzerime. Ah vah edip de hâlime ağlama! Çünkü mızrak yarası derindir. Bunu ifşa et âleme; sakın sır olarak saklama! Delik deş...