Hüsnündeki fitne basiretimi açtı,
Şimdi diyebilirler mi: “O bir yoksul, o kimsesiz.”
Kâmetini gören iki göz işkencededir,
Bâtınını gören ise karamsarlığı unutur.
Şaşkınım ben, bedbaht bir beşerim;
Nerede ey azizler, beşâreti sevgilimin?
Yıktığın o dağları kaldırmaya muktedir değilim,
Bir busenle ölür, sonra dirilirim.
Ben elmas değilim, maden sensin;
İçimde biraz arzu varsa o da sendendir.
Ben hüsn değilim, güzellik sensin;
Çorak topraklar gibi yarık dudaklarım.
Ben toprağım, hazine sensin;
Bir çöl kadar susuzdur aşkım.
Bir lütuf, bir armağansın;
Ne zaman hilâle baksam gümüşsü tenin beliriverir.
Aydınlık çehrene bürünen yıldızlar var,
Kirpiğinin karası içimdeki gece.
Ve gözlerin anlaşılması zor bir bilmece;
Haykırdım, sonsuzluk işitsin sesimi.
Gözlerin elâydı, belki amber çiçeği;
Ben seninle sarmaş dolaş gezsem kevn ü mekânı.
Unutsam şebâbımın en hazin gecesini,
Lâl dudağından içsem aşkın şerbetini.
Diline değen balı kıskanırım,
Kıskanırım ayaklarının değdiği köprüleri.
Yüksek bir bahâya sattım uykularımı;
Pür-neşe değilim, bölük pörçük düşlerle.
Yasemin tenine bir meltem eyledi hûbûb,
Sen baştan aşağı nizamsın, nedendir bu hucûb?
En zalim heykelleri yıktım sen gönlüme düştüğünde,
Sen ölümsüzsün, bense rüsvâ, âlemler önünde.
Muş, 17/05/2026
Rukiye Suna – Dildâde
Şimdi diyebilirler mi: “O bir yoksul, o kimsesiz.”
Kâmetini gören iki göz işkencededir,
Bâtınını gören ise karamsarlığı unutur.
Şaşkınım ben, bedbaht bir beşerim;
Nerede ey azizler, beşâreti sevgilimin?
Yıktığın o dağları kaldırmaya muktedir değilim,
Bir busenle ölür, sonra dirilirim.
Ben elmas değilim, maden sensin;
İçimde biraz arzu varsa o da sendendir.
Ben hüsn değilim, güzellik sensin;
Çorak topraklar gibi yarık dudaklarım.
Ben toprağım, hazine sensin;
Bir çöl kadar susuzdur aşkım.
Bir lütuf, bir armağansın;
Ne zaman hilâle baksam gümüşsü tenin beliriverir.
Aydınlık çehrene bürünen yıldızlar var,
Kirpiğinin karası içimdeki gece.
Ve gözlerin anlaşılması zor bir bilmece;
Haykırdım, sonsuzluk işitsin sesimi.
Gözlerin elâydı, belki amber çiçeği;
Ben seninle sarmaş dolaş gezsem kevn ü mekânı.
Unutsam şebâbımın en hazin gecesini,
Lâl dudağından içsem aşkın şerbetini.
Diline değen balı kıskanırım,
Kıskanırım ayaklarının değdiği köprüleri.
Yüksek bir bahâya sattım uykularımı;
Pür-neşe değilim, bölük pörçük düşlerle.
Yasemin tenine bir meltem eyledi hûbûb,
Sen baştan aşağı nizamsın, nedendir bu hucûb?
En zalim heykelleri yıktım sen gönlüme düştüğünde,
Sen ölümsüzsün, bense rüsvâ, âlemler önünde.
Muş, 17/05/2026
Rukiye Suna – Dildâde
Yorumlar
Yorum Gönder