Ana içeriğe atla

NEREDE HANİ


O en beğendiğim şarkılar varya leyla
Usandim ben unuttum bile
Nerede leyla o eski kaşlarin kara gök rengi
Nerede gözlerin nereye gitti
Yeşline toz değmezdi
Kirpiklerin korur saklardı
Nerede yeşil gözlerinin altından akan nehirler
Çağlıyordu hani
Türküler yazardim
Bal dudaklarin taçlanirdi
Nereye gitti dudaklarin
Bülbüller lal kesilirdi hani
Güllerinide taç yapardin alnina
revamıydı ?
Nerede dudaklarin çay içerdin
Ellerin kurutulmuş çömlekleri taşırdı
Ellerine su sıçrardı
Bazen kirlenirdi
Ellerin komşu çocuklarin okşayıcısı
Bileklerin nasırlı
Parmak uçlarin değil
Ellerin köz toplardı
kalbimden bilmezmisin
Şimdi nerde ellerin
Yıldızlara düşük yaptırırdı hani
Saçların nerede
Her bir teli
Şiirinden bin mısra saklayan
Aya gece olan saçların
Semerkanda yol olan
Kirpiklerini kıskandiran
Nerede o saçların eteklerine dökülen
Savuruyordun ya hani
Rüzgarların saltanatı devriliyordu
Kaç yaş giydi saçlarının teli
Ömrüne bahtına kaç sel vurdu
Şimdi saçların
beyaz gül yapraklarına dokunmuş
Gözlerin gönlünde yuvalanmış
Nağmeler dudaklarında şah olmuş
Kaşların gitmiş ay gelmiş
Ellerin sorma

Ellerin bende ...

Rukiye Suna

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜLGİLLERDEN (ŞİİR)

İndi yağmurlar kemiklerine, hüznümün. Çehresi soluk, kansere yakalanmış çiçeklerim. Ümidin ortadan ikiye yarılışı, yer ve gök gibi. Bileklerimden tut ve ellerimi okşa, sevgili. Yeter, ahzanın defterleri tarumar edişi. Kaybettiğin sevgi dolu yürekleri kabristanda. İnanmam artık, şuh atların dolu dizgin koştuğuna. Fırtınalar yön değiştirdi; yetiş, sevgili. Gidişin, sana elemli bir nedamet yaşattıysa, Duy sesimi; inleyiş içindedir çiçeklerim. Fezaya anlatsam zulümlerini Göğsümde bir bölge çürümek üzeredir; yetiş. Pek sürmez, dedi saadeti aşk ikliminin. Biliyorum, hayat sade ve tekdüze değil. Soğuk ve ıssız bir gecede Isınmak için sana geldim; inan, yalan değil. Böldü uykularımı, bulutların huzursuzluğu. Dün, bugünden o kadar uzak ki; ne dehşet! Çünkü hayalinin dumanıyla sersem gibiyim. Hayalinle yaşamak ne mümkün; suretini bahşet. İlkbahardı; buselik yanaklarınla gülüyordun. Aşka öyle benziyordun ki, bütün duygular eriyordu. Beni aşıklıkta yenebilecek hangi güç var? Söyle: ker...

Yüreğimi sana hasrettim(Şiir)

"Bu şiiri, efsane prens dizisi oyuncusu Jumoong’u arayan kadının ‘Yesoya’ anısına yazdım; eşini ararken duyduğu esef duygularını yansıtmaya çalıştım.” Dalgın dalgın dolaştım şehirlerde; yoksun diye parelendi dağlar feryat figan. Bir muamma içreyim denizlerde; aksın diye narelendi yüreğim, neredesin? Kupkuru soğukta adını ilân ettim; kerem edip yolunu gösteren olmadı. Sırrı ayan eder diye bir arslanı takip ettim; yükseklerde mi uçar haberin, neredesin? Gül kokusu sürünüyordu genç kadınlar, kapıda işten dönen kocalarını bekleyerek. Bırakın yitiği olan kadınlar ağlasınlar; hançerlere mi değdi kanın, neredesin? Felaketler vahim hâlime aşkı getirdi; saba rüzgârı hani hafifti, hüznü getirdi. Her sabah böyle mi başlayacak sancılar? Set mi çektin gözlerime, neredesin? Duydum ki neşeni başka yâre vermişsin; aşk meydanında bensiz yenilmişsin. Görkemli bir düğün hazırlatmışsın; doğuda ölüm var, güneş doğmuyor… neredesin? dildâde  Muş, 26/09/2025

Aşkına sitem göğsüme düğüm(şiir)

Sazende her vuruşunda sazın tellerine, Göğsümde hayaller titreşir. Neyzen her üfürüşünde neye, İçimden ben düşerim; Olmadık kelimelere, gereksiz boş hecelere. Beni hiç anlama... Yay kasnak değil, nakış işlenen. Gerdikçe hedefe kilitlenir. Ok arşe değil; ne sestir ne aheng. Fırlatırsan kanatır, incitir. Beyhude incinir duygularım. Beni hiç anlama... Bir çeşit feryat ki göklerde saklanır; Ne ormanda ara ne mağarada. Yerden yükselen âhlar göklerde birikir. Sanma ki bir topuz darbesi kadar hafiftir; Şekilsiz, sûretsiz olduğunu sanma! Şayet meyledeceksen bu saatten sonra Beni hiç anlama... Farklı ırklardan ordular gelse beni ezemez. Bir kere göz ucuyla bakmıştın ya hani, İşte o zaman ölmüştüm! Ölmüştüm; aşkının zehrini emmiştim. Paramparça olan kalbim bir bütün hâlinde doğmuştu oysa. Beni hiç anlama... Beni şarapla baş başa bırak! Hüznün kanlı atını saldın üzerime. Ah vah edip de hâlime ağlama! Çünkü mızrak yarası derindir. Bunu ifşa et âleme; sakın sır olarak saklama! Delik deş...