Ana içeriğe atla

Bahar'ıma

 O çiçekler mi güzel sen mi bilmiyorum 
O damlalar mı serin sen mi bilmiyorum
O gökyüzü mü mavi gözlerin mi bilmiyorum
Sen mi uzaklardasın benmi bilmiyorum


Şatolu kent

Güneşin bir rehberi yok
Sana gelecek kudreti de

Ey gözüyle ,yüzüyle semayı karış karış gezen kadın !
kara bulutlar ayna olsun deniz mavisi gözlerine

Ey güneşi elleriyle arayan kadın !
onu doğurup büyütecek yine sensin
kentin boşluklarında bir kaç yeşil park
geziniyorsun bulunca bir çiçek dalı
ellerini kokluyor senin
bir doğa harikası diyor sana işte kainat !

Ey güneşi perdenin arkasında arayan ender kalp !
Ey elleri üşüyen , hırkasına bürünen neşe !
güneşimsin üşüyen
Ey kara gölge, uğultulu bulutlar
Açılın ! maviler yağsın yağmur misali onun üzerine
çünki sen dostum , maviyi sever, mavi giyersin
gözlerinde mavi
kelebekleride bilirsin ,arılarıda
kent baharı tanısın diye gönderildinoraya
ardında bıraktığın
ayak izleri benim dıramım

Ahh !
yıldırım çehreli , kara yelpaze
güneşi avlusunda saklayan ,
bulutlar
güneş artık aydınlatmak için inmeli değilmi ?

bacası tüten kentin
soğuk duvarlarına mı yaslandın
ve rengarek evlerin iplerine asılı
hırkaları mı giydin ?
kaç şemsiye kırdın ilkbaharda , yazda ?
düşlerin aydınlık olsun baharım !
güneş çocuklar etrafını sarsın 

Ey kent !
ev sahipliği yaptığın kalp mesuddur
baharsız bir memleket düşünemem , düşleyemem
kuru yapraklara can verir baharım ..

Rukiye suna

Yorumlar

  1. ah yeryüzünde bana da şiir yazıldı ey ahali:) Hem de ruhunda çiçekler açan bir şairin elinden

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜLGİLLERDEN (ŞİİR)

İndi yağmurlar kemiklerine, hüznümün. Çehresi soluk, kansere yakalanmış çiçeklerim. Ümidin ortadan ikiye yarılışı, yer ve gök gibi. Bileklerimden tut ve ellerimi okşa, sevgili. Yeter, ahzanın defterleri tarumar edişi. Kaybettiğin sevgi dolu yürekleri kabristanda. İnanmam artık, şuh atların dolu dizgin koştuğuna. Fırtınalar yön değiştirdi; yetiş, sevgili. Gidişin, sana elemli bir nedamet yaşattıysa, Duy sesimi; inleyiş içindedir çiçeklerim. Fezaya anlatsam zulümlerini Göğsümde bir bölge çürümek üzeredir; yetiş. Pek sürmez, dedi saadeti aşk ikliminin. Biliyorum, hayat sade ve tekdüze değil. Soğuk ve ıssız bir gecede Isınmak için sana geldim; inan, yalan değil. Böldü uykularımı, bulutların huzursuzluğu. Dün, bugünden o kadar uzak ki; ne dehşet! Çünkü hayalinin dumanıyla sersem gibiyim. Hayalinle yaşamak ne mümkün; suretini bahşet. İlkbahardı; buselik yanaklarınla gülüyordun. Aşka öyle benziyordun ki, bütün duygular eriyordu. Beni aşıklıkta yenebilecek hangi güç var? Söyle: ker...

Yüreğimi sana hasrettim(Şiir)

"Bu şiiri, efsane prens dizisi oyuncusu Jumoong’u arayan kadının ‘Yesoya’ anısına yazdım; eşini ararken duyduğu esef duygularını yansıtmaya çalıştım.” Dalgın dalgın dolaştım şehirlerde; yoksun diye parelendi dağlar feryat figan. Bir muamma içreyim denizlerde; aksın diye narelendi yüreğim, neredesin? Kupkuru soğukta adını ilân ettim; kerem edip yolunu gösteren olmadı. Sırrı ayan eder diye bir arslanı takip ettim; yükseklerde mi uçar haberin, neredesin? Gül kokusu sürünüyordu genç kadınlar, kapıda işten dönen kocalarını bekleyerek. Bırakın yitiği olan kadınlar ağlasınlar; hançerlere mi değdi kanın, neredesin? Felaketler vahim hâlime aşkı getirdi; saba rüzgârı hani hafifti, hüznü getirdi. Her sabah böyle mi başlayacak sancılar? Set mi çektin gözlerime, neredesin? Duydum ki neşeni başka yâre vermişsin; aşk meydanında bensiz yenilmişsin. Görkemli bir düğün hazırlatmışsın; doğuda ölüm var, güneş doğmuyor… neredesin? dildâde  Muş, 26/09/2025

Dildâde

Yetti, hun olduğum al şaraplı bardakta. Bir katredir evren, senin şehla bakışında. Yol sormak, klavuza suç mu? Bu dehşetli arazide, yapayalnız kalmak yetti. Gidersen, burkulur yüreğim. Yetti, kan oldu yüreğim, tuzağına düştüm. Gam dolu bir gönülle ancak ben Gürlerim, yıldırımlar gibi; aşka nankörlük edemem. Bir çığlıktı engin dağlarda, yüreğim hiç susmadı. Bir çığ gibi döküldüm; yüreğimi harladın. Yetti, esmer kumruların sükûtu, cilvesi. Mertebesi yücedir o lale yanakların. Yaseminlerle çektiğin sınıra, Aşırı giderek sarhoş rüzgarlar göndersem. Yetti artık, dokunsam taç yapraklarına, Buseler kondursam süeda mizacına. Kalbimin hürriyetini sattım kahr eden şafağa. Şefkat madenine doğru yol almak suç mu? Bahtiyar değilim şimdi. Süslenmiş gerdanına haleler çizmek suç mu? Yetti, gam dolu bir gönülle ancak ben Gürlerim, yıldırımlar gibi; aşka nankörlük edemem. dildâde Muş, 13/01/2026 00.40