Ana içeriğe atla

GÖNÜL AYDINLATAN SEVGİLİ (ŞİİR)

               


Kalbimden kalbine açılan yollar özünü keşfeder.
Kalbimden akan bir ırmak, fedaisidir güllerinin.
Gözlerimin menzili gözlerindir; neden kaçırıyorsun?
Suskunluğum senin, izzetim senindir.

Bir kuş yalnızca vurulduğu zaman ötmeyi terk eder.
İşte kelimelerim senin, ötüşüm senindir.

Bulutlar bir güruh halinde toplandı.
Bir yeis dalgalanıyordu ortalarında.
Rüzgâr neşe çiçeklerini savurdu.
Bir seyis dolaşıyordu at sırtında.
Dağlar kendi göğsünü oydu.
Döküldü taç yapraklar lale ovalarında.

Şimdi şefkat senin, rayiha senin, kamçı senindir.

Ateşlerin yaktığı bir bozkır gibiyim.
Şahikalara yükselmiş kartallar gibi yalnız.
Buzullarda eriyen ilk damla gibi, okyanusun ıssızlığında.

Şimdi muştu senin, yuva senin, girdap senindir.

Esrik bakışının ardında, hürriyetini kaybetmiş bir köle gibiyim.
Aynı zamanda saltanat elbisesi giymiş bir azade.

Katlanmış hüznümü ellerinle okşa ki,
başka bir tabip bulamayacak gibiyim.

Şimdi sened senin, ferman senin, deva senindir.

Yıldızları dökülmüş çırılçıplak bir gece.
Balıkların şehrine düşmüş yekta bir mercan gibiyim.

Hüzne hicret eden, suyunu yakan,
uzlete çekilmiş bir ravza gibiyim.

Zengin bir ışık bekliyorum.
Zengin bir ışık; sabah şebnemleri gibi,
güneşin kulları ayçiçekleri gibi,
turna kuşları gibi büyüleyen ve
kanatları altında sürurla gelen,
namütenahi bir ışık...

Cânân suretinde.

Şimdi yadigâr senin, vuslat senin, doğmak senindir.

Daima hatırımda tuttuğum o mahmur bakış
yumuşatır bütün evreni.
Aydınlık gecelerin çerağıdır.
Göğsümde taşırım o dideleri.
Şimdi âteş senin, güzellik senin, sonsuzluk senindir.

dildâde,
 Muş, 2024 Kasım

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜLGİLLERDEN (ŞİİR)

İndi yağmurlar kemiklerine, hüznümün. Çehresi soluk, kansere yakalanmış çiçeklerim. Ümidin ortadan ikiye yarılışı, yer ve gök gibi. Bileklerimden tut ve ellerimi okşa, sevgili. Yeter, ahzanın defterleri tarumar edişi. Kaybettiğin sevgi dolu yürekleri kabristanda. İnanmam artık, şuh atların dolu dizgin koştuğuna. Fırtınalar yön değiştirdi; yetiş, sevgili. Gidişin, sana elemli bir nedamet yaşattıysa, Duy sesimi; inleyiş içindedir çiçeklerim. Fezaya anlatsam zulümlerini Göğsümde bir bölge çürümek üzeredir; yetiş. Pek sürmez, dedi saadeti aşk ikliminin. Biliyorum, hayat sade ve tekdüze değil. Soğuk ve ıssız bir gecede Isınmak için sana geldim; inan, yalan değil. Böldü uykularımı, bulutların huzursuzluğu. Dün, bugünden o kadar uzak ki; ne dehşet! Çünkü hayalinin dumanıyla sersem gibiyim. Hayalinle yaşamak ne mümkün; suretini bahşet. İlkbahardı; buselik yanaklarınla gülüyordun. Aşka öyle benziyordun ki, bütün duygular eriyordu. Beni aşıklıkta yenebilecek hangi güç var? Söyle: ker...

Yüreğimi sana hasrettim(Şiir)

"Bu şiiri, efsane prens dizisi oyuncusu Jumoong’u arayan kadının ‘Yesoya’ anısına yazdım; eşini ararken duyduğu esef duygularını yansıtmaya çalıştım.” Dalgın dalgın dolaştım şehirlerde; yoksun diye parelendi dağlar feryat figan. Bir muamma içreyim denizlerde; aksın diye narelendi yüreğim, neredesin? Kupkuru soğukta adını ilân ettim; kerem edip yolunu gösteren olmadı. Sırrı ayan eder diye bir arslanı takip ettim; yükseklerde mi uçar haberin, neredesin? Gül kokusu sürünüyordu genç kadınlar, kapıda işten dönen kocalarını bekleyerek. Bırakın yitiği olan kadınlar ağlasınlar; hançerlere mi değdi kanın, neredesin? Felaketler vahim hâlime aşkı getirdi; saba rüzgârı hani hafifti, hüznü getirdi. Her sabah böyle mi başlayacak sancılar? Set mi çektin gözlerime, neredesin? Duydum ki neşeni başka yâre vermişsin; aşk meydanında bensiz yenilmişsin. Görkemli bir düğün hazırlatmışsın; doğuda ölüm var, güneş doğmuyor… neredesin? dildâde  Muş, 26/09/2025

Aşkına sitem göğsüme düğüm(şiir)

Sazende her vuruşunda sazın tellerine, Göğsümde hayaller titreşir. Neyzen her üfürüşünde neye, İçimden ben düşerim; Olmadık kelimelere, gereksiz boş hecelere. Beni hiç anlama... Yay kasnak değil, nakış işlenen. Gerdikçe hedefe kilitlenir. Ok arşe değil; ne sestir ne aheng. Fırlatırsan kanatır, incitir. Beyhude incinir duygularım. Beni hiç anlama... Bir çeşit feryat ki göklerde saklanır; Ne ormanda ara ne mağarada. Yerden yükselen âhlar göklerde birikir. Sanma ki bir topuz darbesi kadar hafiftir; Şekilsiz, sûretsiz olduğunu sanma! Şayet meyledeceksen bu saatten sonra Beni hiç anlama... Farklı ırklardan ordular gelse beni ezemez. Bir kere göz ucuyla bakmıştın ya hani, İşte o zaman ölmüştüm! Ölmüştüm; aşkının zehrini emmiştim. Paramparça olan kalbim bir bütün hâlinde doğmuştu oysa. Beni hiç anlama... Beni şarapla baş başa bırak! Hüznün kanlı atını saldın üzerime. Ah vah edip de hâlime ağlama! Çünkü mızrak yarası derindir. Bunu ifşa et âleme; sakın sır olarak saklama! Delik deş...