Bir türlü vazgeçemeyişin girdabında, annem kulağıma fısıldadı; " Ona ulaşmak için bütün engelleri kaldırmalısın."
Sağlam bir ev inşa etmeye başlamıştım göğsümde, ancak bir şeyler eksikti. O eksikliği giderecek bir gaye aramaya koyuldum. Tepeden tırnağa verimli bir toprağın üstünde durup menekşe yağmurlarını bekliyordum. Issız ve kurak çöllerde yeşermiş bir yabani ot olmaktan, erguvâni çiçeklerin arkasına sığınıyordum.
Bu engeller çelikten bir zırh gibidir. Senin tarafından gelen oklara manidir. Şimdi kalbim senin evinse, bir topuz darbesiyle yaralama beni. Cennetlerinden ırmaklar akıt göğsümdeki köşke. İçimdeki buhranlara çözümleme getir. Eğer vazgeçmek yiğitlikse, sırtımı yere getirme.
Bana çile yordamıyla kırk üstad gönder,
her biri diliyle kumru uçuran. Yoğuran benliğimi yalazlı bir kâse içinde.
Kederime terahhum eden bir yoldaş gönder.
Meşe ağacı intizarda, vazgeçtim incir ağacından.
Uçmak ne güzel şey bir hüma gibi
yükselerek meşe ağacının dallarından.
Rukiye Suna
2 aralık 2024
Yorumlar
Yorum Gönder