Ana içeriğe atla

SÖZLER


(2024)


Senin gözlerinde gizlenen ince hüznü 
Aşikâre çıkaracak mehtap nerede? 

Gözeler fışkırır kaynağından 
Sen avuçladıkça kendini 

Yokluk diye bir şey yok
Sen yinede unutma kendini 

Karanlık bir demdir 
O dem ki sen göğsünü kapattın

Senin yüreğinin büyüsünden kâm alan kimse
Ayın mehtabını küçük bir kıvılcım sanır

 Seni anlatamamak benim noksanlığım 
Sana ud ve düdüğün nefesiyle geldim

 Beni neşeli simanla bu güz yalnızlığından kurtar.

Alemde senden gayrı herşeye şek duyarım

 
Ulaşabilsem Mevlam bütün eserini yüceltip övmeye
Ve yalnızca kınasam şu uslanmaz nefsimi.

 
Herkes balığın karnında kendi nuruyla yanmalı.

22 aralık 2024     

Senin gözlerinde gizlenen ince hüznü 
Aşikâre çıkaracak mehtap nerede? 

Gözeler fışkırır kaynağından 
Sen avuçladıkça kendini 

Yokluk diye bir şey yok
Sen yinede unutma kendini 

Karanlık bir demdir 
O dem ki sen göğsünü kapattın
 
Güzelleşip sana geleceğim
Henüz yeterince güzel değilim

Vuslatın tatlı neşesi olmasaydı
Hicranın acı tadı daima damakta kalırdı.

 Senin bu şımarıklığın güneşin arkasına sığınışından geliyor Mira.

16 ocak 2024

 
Ve siz ey hışmıyla gülistanı yağma etmeyi dileyen ordular
bileklerinizin gücüyle gelin 
çünkü biz yüreklerimizle geleceğiz

16 ocak 2024

 
Bilirsin, bizler sâkinin önünde gerçek dirilişi idrak etmişiz.
Yoksa bu sonlu hayatta başka eğlencemiz olmazdı.

 
Veyl o kişiye ki düşüncesi nisyandır.
Bilseydi sonunu yolun o yol ki gülistandır. 

19 ocak 2024

 
FIRTINALI  AYAZ
Ben beyaz olduğum günlerde baykuştum.
Bir dala kondum, aslinda hava geceydi.
Bir dala konunca öldüm. Öldüm çünkü bir asa'm yoktu.

Rukiye Suna / 7 Mart Cuma 2025


NÖBETÇİ BAYKUŞ
Halbuki sende benim gibi silahla bin kurşun yemiştin. Noldu yaraların iyileştimi ? 

Rukiye Suna / 7 Mart Cuma 2025


Dans etti savaşın ortasında şahinler.

7 Mart Cuma 2025

Öfkesini kustu bir kızılderili dağlarda, onunla savaşmaya gelen bütün beyazları siyaha boyayacaktı..

Rukiye Suna / 7 mart Cuma 2025

MURABITÎN
Bizler boz bulanık sularda boğulurken, 
Sizler badeleri cennetlerde birbirinize sunmuşsunuz.

Rukiye Suna / 7 Mart Cuma 2025

LAL
Yazsam şimdi belki kaç nehir kurur.
Sayfalarım ıslak. Elhamdülillah.

 Rukiye Suna /  7 Mart Cuma 2025



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜLGİLLERDEN (ŞİİR)

İndi yağmurlar kemiklerine, hüznümün. Çehresi soluk, kansere yakalanmış çiçeklerim. Ümidin ortadan ikiye yarılışı, yer ve gök gibi. Bileklerimden tut ve ellerimi okşa, sevgili. Yeter, ahzanın defterleri tarumar edişi. Kaybettiğin sevgi dolu yürekleri kabristanda. İnanmam artık, şuh atların dolu dizgin koştuğuna. Fırtınalar yön değiştirdi; yetiş, sevgili. Gidişin, sana elemli bir nedamet yaşattıysa, Duy sesimi; inleyiş içindedir çiçeklerim. Fezaya anlatsam zulümlerini Göğsümde bir bölge çürümek üzeredir; yetiş. Pek sürmez, dedi saadeti aşk ikliminin. Biliyorum, hayat sade ve tekdüze değil. Soğuk ve ıssız bir gecede Isınmak için sana geldim; inan, yalan değil. Böldü uykularımı, bulutların huzursuzluğu. Dün, bugünden o kadar uzak ki; ne dehşet! Çünkü hayalinin dumanıyla sersem gibiyim. Hayalinle yaşamak ne mümkün; suretini bahşet. İlkbahardı; buselik yanaklarınla gülüyordun. Aşka öyle benziyordun ki, bütün duygular eriyordu. Beni aşıklıkta yenebilecek hangi güç var? Söyle: ker...

Yüreğimi sana hasrettim(Şiir)

"Bu şiiri, efsane prens dizisi oyuncusu Jumoong’u arayan kadının ‘Yesoya’ anısına yazdım; eşini ararken duyduğu esef duygularını yansıtmaya çalıştım.” Dalgın dalgın dolaştım şehirlerde; yoksun diye parelendi dağlar feryat figan. Bir muamma içreyim denizlerde; aksın diye narelendi yüreğim, neredesin? Kupkuru soğukta adını ilân ettim; kerem edip yolunu gösteren olmadı. Sırrı ayan eder diye bir arslanı takip ettim; yükseklerde mi uçar haberin, neredesin? Gül kokusu sürünüyordu genç kadınlar, kapıda işten dönen kocalarını bekleyerek. Bırakın yitiği olan kadınlar ağlasınlar; hançerlere mi değdi kanın, neredesin? Felaketler vahim hâlime aşkı getirdi; saba rüzgârı hani hafifti, hüznü getirdi. Her sabah böyle mi başlayacak sancılar? Set mi çektin gözlerime, neredesin? Duydum ki neşeni başka yâre vermişsin; aşk meydanında bensiz yenilmişsin. Görkemli bir düğün hazırlatmışsın; doğuda ölüm var, güneş doğmuyor… neredesin? dildâde  Muş, 26/09/2025

Dildâde

Yetti, hun olduğum al şaraplı bardakta. Bir katredir evren, senin şehla bakışında. Yol sormak, klavuza suç mu? Bu dehşetli arazide, yapayalnız kalmak yetti. Gidersen, burkulur yüreğim. Yetti, kan oldu yüreğim, tuzağına düştüm. Gam dolu bir gönülle ancak ben Gürlerim, yıldırımlar gibi; aşka nankörlük edemem. Bir çığlıktı engin dağlarda, yüreğim hiç susmadı. Bir çığ gibi döküldüm; yüreğimi harladın. Yetti, esmer kumruların sükûtu, cilvesi. Mertebesi yücedir o lale yanakların. Yaseminlerle çektiğin sınıra, Aşırı giderek sarhoş rüzgarlar göndersem. Yetti artık, dokunsam taç yapraklarına, Buseler kondursam süeda mizacına. Kalbimin hürriyetini sattım kahr eden şafağa. Şefkat madenine doğru yol almak suç mu? Bahtiyar değilim şimdi. Süslenmiş gerdanına haleler çizmek suç mu? Yetti, gam dolu bir gönülle ancak ben Gürlerim, yıldırımlar gibi; aşka nankörlük edemem. dildâde Muş, 13/01/2026 00.40