Ana içeriğe atla

Bu Şiirde vezin ve aheng bozuldu( Günlük )



Allahümme Ya Rab. Ey sekinetin sahibi yüce Allahım, gönlüme sükûnet ver. Canım yanıyor. İçim harap evler gibi. Beynimdeki ağrılar taştı ve artık yolunu şaştı. Söyle Rabbim, ben nereye gideyim? Kime gideyim? Bu diyardan firar mı edeyim? Nereye kaçmam gerekiyor? Kimin elini tutmam gerekiyor? Izdırap içreyim; sanki bir kuyunun dibinde yılan zehri içmekteyim. 

Allahım, dayanıp kahrına, boyun büküp sana teslim olmak için bana eşsiz bir sabır ihsan et. Çünkü benzeri görülmemiş çileler içreyim. Allahım, bana ülkenden teselli gönder. 
Biçareyim! 
Hüznün, kederin elinde bir başınayım. Ben seninle pürşâdım. Gönder bana Allahım didelerini, ellerini, ayaklarını. 

Perperişanım; göğsümde kabaran cerihalar var. 

Bu yaralar hibedir Allah’tan. Âlem Rabbimin ayakları altındadır. Işıksız huzur bulamıyorum. Ne olur şuânı gönder. Gösterip ufkunu beni şaşkına çevirdin. Bir ziyaydın; oysaki şimdi neredesin? 

Gözlerime kabuslar çöktü. Kaydı bütün dağlarım, yollarım şaşkına döndü. Bu gemiye bir kaptan gerek; suyun yüzeyinde durmak epey zor benim için. 
Bir sırt arıyorum dayanmak için. Şimdi nasıl da göğsümü deştiler. Oydular göğsümü? Nasıl yaptılar Allahım? Nasıl bir toprağı ezdiler? Nasıl çiğnediler çiçeklerimi? 

Bir zerre olarak ben kuşandım bütün kâinâtı. Ellerimi ellerine değdireceğim ve seninle eşsiz bir melodi yapacağım. 

Şimdi kıyamet kopsa, yıldızlar dökülse, dağlar yürüse, yangınlar çıksa, depremler olsa, kasırgalar çıksa, tsunami olsa, yer yarılsa ve göğsüm iki yana açılsa bir çiçek gibi içinden gamlar dökülse, elemler, acılar, sızılar dökülse… 

Ne olur Allahım, ne olur artık zamanı gelmedi mi? Biçareler aradıklarını bulamayacaklar mı? Hem onlar teselli de arayamazlar mı? Belki geçer diye sevgilinin yoluna gözlerini dökemezler mi? Kederli olanlar sevgililerini arayamazlar mı? 

Neredesin Allahım? 

Mâşuğuna dert verdin. Gelmezsen şâyet, bu aşıklık defterinde yazmaz. 

Gel ki göğsümdeki ok darbeleriyle övüneyim kâinâta. Gel ki aşkın, kederin, elem verici ıstırabı sinemden kalksın. Seni günde beşbin defa anmak, yanmak, kavrulmak ariflerin yalazlı kasesinde. 

Bir ömür heba olacaksa şayet bu kargaşadan, kurtar beni. Bir ömür! Küllerin içinden doğrulamayacaksa, kurtar beni. Beni kurtar büyükler gibi, üstadlar gibi. Beni firuzeler gibi saadetli kıl. Beni ukbâ ve uhrâda da daimî olarak mesud kıl.

Rukiye Suna 
Dil dâde

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜLGİLLERDEN (ŞİİR)

İndi yağmurlar kemiklerine, hüznümün. Çehresi soluk, kansere yakalanmış çiçeklerim. Ümidin ortadan ikiye yarılışı, yer ve gök gibi. Bileklerimden tut ve ellerimi okşa, sevgili. Yeter, ahzanın defterleri tarumar edişi. Kaybettiğin sevgi dolu yürekleri kabristanda. İnanmam artık, şuh atların dolu dizgin koştuğuna. Fırtınalar yön değiştirdi; yetiş, sevgili. Gidişin, sana elemli bir nedamet yaşattıysa, Duy sesimi; inleyiş içindedir çiçeklerim. Fezaya anlatsam zulümlerini Göğsümde bir bölge çürümek üzeredir; yetiş. Pek sürmez, dedi saadeti aşk ikliminin. Biliyorum, hayat sade ve tekdüze değil. Soğuk ve ıssız bir gecede Isınmak için sana geldim; inan, yalan değil. Böldü uykularımı, bulutların huzursuzluğu. Dün, bugünden o kadar uzak ki; ne dehşet! Çünkü hayalinin dumanıyla sersem gibiyim. Hayalinle yaşamak ne mümkün; suretini bahşet. İlkbahardı; buselik yanaklarınla gülüyordun. Aşka öyle benziyordun ki, bütün duygular eriyordu. Beni aşıklıkta yenebilecek hangi güç var? Söyle: ker...

Yüreğimi sana hasrettim(Şiir)

"Bu şiiri, efsane prens dizisi oyuncusu Jumoong’u arayan kadının ‘Yesoya’ anısına yazdım; eşini ararken duyduğu esef duygularını yansıtmaya çalıştım.” Dalgın dalgın dolaştım şehirlerde; yoksun diye parelendi dağlar feryat figan. Bir muamma içreyim denizlerde; aksın diye narelendi yüreğim, neredesin? Kupkuru soğukta adını ilân ettim; kerem edip yolunu gösteren olmadı. Sırrı ayan eder diye bir arslanı takip ettim; yükseklerde mi uçar haberin, neredesin? Gül kokusu sürünüyordu genç kadınlar, kapıda işten dönen kocalarını bekleyerek. Bırakın yitiği olan kadınlar ağlasınlar; hançerlere mi değdi kanın, neredesin? Felaketler vahim hâlime aşkı getirdi; saba rüzgârı hani hafifti, hüznü getirdi. Her sabah böyle mi başlayacak sancılar? Set mi çektin gözlerime, neredesin? Duydum ki neşeni başka yâre vermişsin; aşk meydanında bensiz yenilmişsin. Görkemli bir düğün hazırlatmışsın; doğuda ölüm var, güneş doğmuyor… neredesin? dildâde  Muş, 26/09/2025

Aşkına sitem göğsüme düğüm(şiir)

Sazende her vuruşunda sazın tellerine, Göğsümde hayaller titreşir. Neyzen her üfürüşünde neye, İçimden ben düşerim; Olmadık kelimelere, gereksiz boş hecelere. Beni hiç anlama... Yay kasnak değil, nakış işlenen. Gerdikçe hedefe kilitlenir. Ok arşe değil; ne sestir ne aheng. Fırlatırsan kanatır, incitir. Beyhude incinir duygularım. Beni hiç anlama... Bir çeşit feryat ki göklerde saklanır; Ne ormanda ara ne mağarada. Yerden yükselen âhlar göklerde birikir. Sanma ki bir topuz darbesi kadar hafiftir; Şekilsiz, sûretsiz olduğunu sanma! Şayet meyledeceksen bu saatten sonra Beni hiç anlama... Farklı ırklardan ordular gelse beni ezemez. Bir kere göz ucuyla bakmıştın ya hani, İşte o zaman ölmüştüm! Ölmüştüm; aşkının zehrini emmiştim. Paramparça olan kalbim bir bütün hâlinde doğmuştu oysa. Beni hiç anlama... Beni şarapla baş başa bırak! Hüznün kanlı atını saldın üzerime. Ah vah edip de hâlime ağlama! Çünkü mızrak yarası derindir. Bunu ifşa et âleme; sakın sır olarak saklama! Delik deş...