Bir âh çeksem âlemin çatısı yerle bir olur.
Bir cilveyle harlanır âhımın âteşi.
Oysa şurada şuh çiçekler parıldar.
Yüzünde ak allık, nâzenindir dolunay.
Bense gamımdan ötürü tandır gibi yanmaktayım.
Bakışlarım, arşın bûsesine mânâlar yüklemekte;
Oysa mânâ benim, tesellinin ta kendisiyim.
Onunla iftihar eden dudaklarım,
Kalbime şerbet içirir.
Oysa felekler benim, ufkun ta kendisiyim.
Gamsız geçen her gece sanki bir cehennem.
Dost arıyorum dedim, külhâna götürdüler beni.
Aşkın fetvasında sanki görüş içindeydiler.
Dağıldım ummana, sığmadım; bunda bir beis görmediler.
Sonra bir cennet gördüm;
Başımın üstünde değil, dizinin dibinde.
Bir buyruk söyle, yeter ki göğsümü kan edeyim;
Çirkefin zincirinden eteğine sarılayım.
Hükmüne râm olsam, bostanını bana açar mısın?
Bitâp düştüm hicr ile, ezildim; yarama bakar mısın?
Oysa türâb benim, ayna benim, gedâ benim.
Çok edalı yürüyordun,
Şalın omuzlarından kayıverdi.
Toprağa değen şalın, toprağın canına kast eyledi.
Beyhûde mest değilim;
Toprağın her zerresine kurbanım.
Sırlarla dolu nigâhın, güzelliğin dolunayı;
Baksa bir kere gökteki aya,
İnan, hüsnünle can verir.
Beyhûde mest değilim;
Nergis gözlerinin değdiği o mehtaba kurbanım.
Edeple, sürûr içinde bir çiçeğe dokundun;
Sanki o an zaman durdu,
Çiçek şuurunu yitirdi, bir hayli güzelleşti.
Sanki bütün bir dehr ilerlemeyi unuttu,
Sanki bahar bütün çiçeklerini
Dokunduğun çiçeğe feda etti.
İmanla dolu göğsümü,
Pabuçlarının uğradığı kırlara feda ederim.
Ve sendedir kabzası saadetin;
Saplarsın kalbine âşıkların.
Yalnız bir yel gibi gelip geçme,
Kal ikliminde âşığın.
Sen ezelsin, ebediyette başımı okşa.
Sen ki şâhikalarda eğleniyorsun,
Ben ki artık bu sineyi taşıyamıyorum.
Ye’se düşmeyeyim, yanan gönlümde sen var iken;
Bil ki hicran benim, vuslat benim,
Hicretin ta kendisiyim.
Varlığın hakikattir.
Vehimle gözlerimi örten perdeyi yırt.
Gönlümdeki sırra bir beyân getir,
Lutfunla aşikâr olsun müphem esrârın.
Nâdim olurum şayet ara verirsem zikrine;
Şan bulur dürri yektâ şayet ererse fikrine.
Üzüntü günleri daima yâdımdasın.
Bütün çiçekler seni anarken,
Ben neden senden gafil kalayım?
İkilik büyük bir girdap; sana âşinayım.
Bu çılgın âşık, gönül süsleyen
Yâr için figan etmede.
O yâr ki fânî bedenimi alsın,
Kurduğu bu tuzaktan beni kurtarsın.
Vedûd ismiyle benliğime tecelli etse,
Verse kalbime aşkın kabiliyetini,
Yüreğimde güzel huylar halk etse;
Dostumdur, sevgilimdir, bilirim düşmem ye’se.
Yalnızlık kalabalığın yerini aldı,
Koptu kıyametin son zinciri.
Himmetin feleklerin gecesini sardı,
Açığa çıktı Zührenin kakülleri, Süreyya’nın sırrı.
Bakma sen, sevgili servi boyuyla övünür,
Lale yanaklarıyla…
Bilirsin, iri gözlerinle kıskanır âhular seni.
Bil ki sende ki ahenk sıra dağlarda yoktur,
Sende ki fitne yıldırımlarda yoktur.
Oysa çile benim, sevda benim, uslanmaz alev benim…
Bin türlü günah işledim,
İşledim de en büyüğünü
Seninle ta‘aşşuk ederek yaptım.
Levh-i kader bana bu libası giydirdi,
Bin türlü keder ve çileyi bana seninle öğretti.
Basiretim İblis’i perişan eyledi,
Halk etti Mevlam kalbimi dolunay gibi.
O an dünya bana dar geldi,
Hasretinin ziyası beni perişan etti.
Oysa kan benim, şarap benim,
Al dudağının kenarında inleyen benim.
Senin için burhân aramam;
Yektâ, saf güvercinler uçuşur derûnumda.
Saadet istemem, saadet benim.
Süflî geçici bir rüyadan ancak ben
Uyanmak isterim, saadet istemem.
Vakta ki elemin kucağındaydım,
Sırf sana benzemek için yandım.
Virândım, nazarının tılsımını takmıştım;
Gölgelik arayan bir a‘rabiyim sahrada.
Haya ederim incinmiş duygularımı sana göstermekten.
Sen ki oklarını sırtlamış bana doğru geliyorsun…
Bana doğru gel, gel gör ki
Kendimi savunacak takat yok bende.
Bir fitne çıkardın ve böylece âfâkı sardın.
Zulümlerine dayandım,
Dayandım da güç ve kuvveti
Senin neş’enden aldım.
Tatlı sözlerle beni kendine çektin,
Görünmeden meşhûr oldun sinemde.
Mücella güneşin perdesini çektin,
Mehtabı gizledin, çektin bütün ecramı kendine.
Nikâbınla gözlerini gizlersin,
Ey çehre-i bigünah.
Öyle sitem ettin ki mizanım bozuldu,
Kiliseyle camiyi ayırt edemez oldum.
Bütün bir eyyam ağladım durdum,
Sevdayı parlak dolunaya sundum.
Tenhâda burağı bekledim durdum,
Miraçtaki muhabbeti Muhammed’e sordum.
Oysa, arınan benim, iki kanatlı burak benim, refref benim...
Rukiye Suna
Dildâde
17/04/2026
Muş
Yorumlar
Yorum Gönder